Türk mitolojisi varlıkları


Ruh hırsızı Abasılar:

Albastı, Alkarısı, Albız da denen bu yaratıklar yeraltında yaşar Onalrı sadece  şamanlar görebilir. İnsanları yalnızken, çaresiz ve sıkıntılı olduklarında yakalar, delirtir, yoldan çıkartır ve ruhunu kaçırırlar. Dişleri demirden, tek gözlü, tek ayaklı veya ayaksız ve kel olarak tasvir edilirler.





Can kaynağı Ayıhılar:

Altay, Yakut ve Saka mitolojilerinde Abası’nın karşıtı iyi ruhlardır. Yaradılışın ve iyiliğin başlangıcı olan meleklerin tamamına Ayıhı denmektedir. İyilik yapan insanları korumaktadırlar fakat yoldan çıkanları yalnız bırakırlar. Çocukların doğmasını, toprağın bereketli, ürünlerin verimli olmasını sağlarlar. Ayıhıların en kıdemlisi: Ürüng Ay Toyon'dır.





Muhafız Abra ve yutba:


Abra ve Yutpa - Türk ve Altay mitolojisinde adları geçen yeraltı yılanlarıdır. Abura/Apra ve "Yutma/Utma" olarak da tanınırlar. Erlik'in sarayını korumakla görevlidirler, onun hizmetkarı olarak bilinirler. Çatal kuyruklu ve dört ayaklıdırlar. Gözleri parlak bakır renklidir. Ayakları kızıldır. İnanılmaz büyüklüktedir, görenlerin yüreğine korku basar. Yeşil baldırlı, ak göğüslü, kayık gibi yassı çenelidirler.





Meraklı Germakoçi:


Germakoçi, Laz halk inancında orman içlerinde yaşayan, uzun boylu, vücudu kıllarla kaplı maymun ile insan arası bir orman yaratığıdır. efsanevi yaratık pek çok masal ve efsanenin temel kahramanı olup, bazı varyantlarda bir cadı karısının kocasıdır ve yamyamdır. Antik dönemde Lazlar, köylerinde germakoçi olduğunu düşününce köylerini terk ederlerdi. Bir başka kaynağa göre, kalın kafalı germakoçi, insanlara saldırganlıkla değil merakla yaklaşır, insanlarla iletişime geçmeyi severdi. Germakoçiden kurtulmanın yolu ise dalla ateş yakmaktır. Yanmış dalı merakla eline alan germakoçinin kürkü yanardı. Kürkü yanan germakoçi kükreyerek Karadenize kadar koşar, ve sonrasında Karadeniz'e atlardı.






Çocukluk travmam Gulyabani:

Çocukluk travmam ve hala tırstığım bu muhayyel mahlûk, gezginlere ve yolculara uğrayıp onları mahveden canavar olarak bilinir. Daha sonraları Anadolu kültüründe ahubabayla beraber anılmaya başlamış ve insan yediği düşünülen kocaman, uzun sakallı ve asalı bir dev olarak tasavvur olunmuştur. Bazı Türk halklarının geleneksel demonolojik görüşlerine göre, her zaman kadın kılığında olduğuna inanılan mitolojik bir varlıktır. "Guleybanı" ve "Aleybanı" şeklinde de rastlanır. Adı hurafelerle ilgili olarak "Gulyabani", korkunç bir varlık olup, karanlık zamanlarda çölde ve mezarlıklarda koşan birinin gözüne canlı gibi görünür. Vücudu tüyle kaplı, kocaman, pis kokulu bu acayip varlığın ayakları tersinedir.





Yakalayanını zengin eden Hıbılık:

Türkiye'nin bazı yörelerinde yaşayan insanlara göre, görünüş olarak Alkarısı şeklinde olan kötücül bir varlıktır. Gıbılık da denir. Ancak "Hıbılık"ın Alkarısı'ndan bazı farkları vardır. Alkarısı sadece yeni doğum yapmış kadınları rahatsız eder. Oysa hıbılık kadın-erkek hiç kimseye rahat vermez. Hıbılık genellikle yalnız kadın görünüşündedir ancak erkek görünüşlüsü de vardır. O, yanına gittiği kişinin göğsüne çöker ve nefesi kesilip ölene kadar boğazını sıkar. İnanışa göre, hıbılık, onu yakalayan birine bol bol altın verir. Bazı yörelerdeki görüşlere göre, hıbılık uykudayken insanların üzerine çöken kötü ruhtur. Hıbılık kimi basarsa, o insan yerinden kıpırdayamaz, dili tutulur ve ter basar.


Ayrıca kendisini yakalayanı bolca altınla ödüllendireceğine inanılır.





Türk mitolojisinin Griffon'u Merküt:


Türk, Altay ve Moğol mitolojisinde efsanevi kartaldır. Bazen Anka kuşu ile özdeşleşmiş olarak devasa bir kuş şeklindedir. Bazen de bir tanrı veya tanrıça olarak görünür. Altay efsanelerinde, gök yolculuğuna çıkan kamın ruhuna, ilk üç gökkatı boyunca kılavuzluk eden dev dişi gök kuşudur.





Gizli gücün kaynağı iççi:


İççi koruyucu ruhtur. Eski inanışlara göre, her bir dağın, akarsuyun ve ormanın kendi koruyucusu vardır. Aslında sahipler (İyeler) sistemiyle bir çizgide birleşen bu ruhlar iyiliksever olup insanlara yardım ederler ve  karşılığında da onlara karşı saygılı davranılmasını isterler. Saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler. Bulundukları yerin temizlik ve güvenliğine çok önem verirler, hatta insanlara örnek olsun diye bunları bazen kendileri gerçekleştirirler. Yakut dilinde "sahip, koruyucu, eşyalara sahip olan ruh, nesnenin içindeki gizli güç, içerik, başlangıç, maya" gibi birçok anlamda kullanılmaktadır. Araştırmalara göre bu sözcük "nesnelerin içinde olup onun gizli gücünü, olağanüstü doğasını aktaran güç" anlamında kullanılır. Yakutlarda "İççiler" arasında en çok saygı görenler, Yol Koruyucusu, Dağ Koruyucusu ve Göl Koruyucusu gibi ruhlardır. Onlann gazabına uğramamak ve gönüllerini hoş tutmak için çeşitli kurbanlar verilir.




230 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör